Coco Chanel yalnızca kendi moda akımını oluşturmamıştı, aynı zamanda yepyeni bir kadın söyleminin baştemsilcisi haline gelmişti.
Hayat boyu rahat ve daha az feminen giysileri tercih etti. Yaşadığı dönemin adetlerini baskıcı bulan ve sevgililerinin kıyafetlerini giyen bir asi idi. Onun gücü ve söylemi, makasına ve kumaşına öyle bir yansımıştı ki. Dünyada ilk defa pantolon, ceket ve kravat üçlüsünü kendi vücuduna uygun muazzam kesimler ve kıvrımlar ile dikerek giyebilme, ona zorla dayatılmış cinsel kimliğine bağdaştırılmış kıyafetlerden kurtularak kendi istediği gibi, hatta karşı söylem geliştirdiği karşı cinsel kimliğin temsilini kendisi için kullanabilme cesaretini gösterebilmiş tek kadındır.Sonunda kadınları da kendi modasına çekmeyi başardı.Erkek kıyafetlerinde kullanılan bir çok aksesuar ve modeli kadın kıyafetlerine uygulayarak, kravatlı, ekose ceketli, şapkalı özgür kadın imajını yarattı. Dünyada, gelmiş geçmiş en çok kullanılmış olan parfüm, Chanel No:5 tir. Fakat, çoktan endüstri toplumunun populizasyon öğelerinden biri olduğunu düşündüğünüz o parfümü, daha önce hiç koklamamışsınızdır aslında. Çoklu varoluşu ile ne kadar da tezat.. Ancak o, simgelediği kadın idesinin duyu organlarında hissedilişi.
Son dönemde onun hikayesini anlatan iki film çevrildi ve benim bunlardan biri olan ' Coco before Chanel' i izlemiş olmam bu yazıyı tetikledi.Tüm başarısı toplumsal kimlik söylemleri ile şekillenen bir kadının hayatının anlatıldığı bir filmde bir kadın, toplusal imajndan, eylemlerinden bu kadar mı uzak gösterilir? Bu kadar mı bağdaştırılamaz. Keşke onun hayata karşı duruşu birkaç sahne ile çarpıtılmaya çalışılmasaydı. Toplumsal eylemleri, cinsel kimliğini taşıyışından, bir kadının varoluş amacından,bu kadar uzak tanımlanması üstelik onu anlatması gereken bir filmde ancak ahlahdışı olarak tanımlanabilir.
Sinema bu değil, bu olmamalı, Coco Chanel bu değil, anlatmak istediği bu değil, görmek istediği değil, yapmak istediği bu değil, görmemizi istediği bu değil. Üzerimizde bırakmak istediği koku, bu hiç değil...
Merve Naz Gürayça











--
"Are you making fun of us?"
"It's the universe that makes fun of us all."
"Why would the universe that makes fun of us all?"
"I dunno, maybe it's insecure."
--
if hell's full of people like me it cannot possibly be boring, I'm awesome!...and totally humble
--
Helen Aikman [link]
--
Meine Erzieherin war die Phantasie,
ich reiste stets an ihrer Hand,
ich liebte, haßte, sprach und dachte stets als ihr Zögling.
Fernando Pessoa
--
All in all, I'd say,
the world is strangling.
-Anne Sexton
--
*RomanianPhotographer
Previous Page12345Next Page